Yıldız Çobanı
Yıldız Çobanı Çoban Ege, her gece tepedeki küçük kulübesinin önüne oturup yıldızları sayardı. Köydeki herkes onu biraz garip bulurdu çünkü Ege koyunlarıyla konuşur, yıldızlara isim verir ve hiç kimsenin görmediği şeyleri gördüğünü söylerdi. Bir sabah Ege otlağa çıktığında, çimenliğin ortasında küçük bir kız oturuyordu. Kız, Ege'ye döndü ve hiç tanışmamış gibi değil, sanki onu uzun zamandır tanıyormuş gibi konuştu: "Sen yıldızlara isim veren çoban mısın?" Kızın adı Nil'di ve çok uzak bir köyden geldiğini söyledi. Yanında küçük bir cam kavanoz taşıyordu. Kavanozun içinde soluk bir ışık titreşiyordu. Nil, bu ışığın kayıp bir yıldız olduğunu ve onu gökyüzündeki yerine geri götürmesi gerektiğini anlattı. Ege bunun nasıl mümkün olabileceğini sordu. Nil omuz silkti: "Bilmiyorum. Ama bu yıldız burada kalırsa sönecek." Ege kavanoza baktı. Işık gerçekten de çok zayıftı ve arada bir titriyordu. Koyunlarından biri kavanoza burnunu yaklaştırdı, ışık o an biraz daha parlak yandı. Nil bunu fark etti: "Biri ona yaklaşınca güçleniyor. Belki yalnız kalmaktan korkuyor." [KARAR NOKTASI 1] İkisi birlikte tepeye doğru yürümeye başladı. Yol boyunca Nil, kendi köyünden bahsetti. Orada herkesin bir görevi vardı ama kimse görevini seçemezdi, görev onlara verilirdi. Nil'e verilen görev kayıp şeyleri bulmaktı. Ege sordu: "Peki sen bu görevi sever misin?" Nil düşündü. "Bazen evet. Ama bazen bulduğum şeyleri geri vermek çok zor oluyor." Tepenin yarısına geldiklerinde yaşlı bir adam yolun kenarında oturuyordu. Adı Tahsin Dede'ydi ve köyün eski öğretmeniydi. Kavanoza baktı, gülümsedi ve dedi ki: "Bu yıldızı tanıyorum. Yıllar önce gökyüzünde en parlak olanıydı. Sonra bir gece kayboldu." Tahsin Dede, yıldızın gökyüzüne dönmesi için en yüksek tepeye çıkmak gerektiğini ama asıl önemli olanın tepeye nasıl çıkıldığı olduğunu söyledi. "Yıldızlar yalnızca yüksekliğe değil, onu taşıyanın niyetine bakar" dedi. [KARAR NOKTASI 2] Tepeye çıkarken hava değişti. Rüzgâr sertleşti ve yol ikiye ayrıldı. Bir yol kısa ama dik görünüyordu, diğeri uzun ama düzdü. Kavanozdaki ışık her iki yol için de farklı tepki verdi: dik yola doğru tutulduğunda hızlı hızlı titredi, düz yola doğru tutulduğunda yavaşça yanıp söndü. Nil, ışığın onlara bir şey anlatmaya çalıştığını düşündü. Tahsin Dede ise ışığın tepkisinin bir tercih değil, bir duygu olabileceğini söyledi. Yolda ilerlerken Ege, aklına bir şey takıldığını söyledi: "Nil, bu yıldızı gökyüzüne geri koyarsak, onu bir daha göremeyecek miyiz?" Nil durdu. Bu soruyu daha önce düşünmemişti. Tahsin Dede araya girdi: "Bir şeyi yerine koymak, onu kaybetmek anlamına gelmez. Ama bazen geri vermek, elde tutmaktan daha zordur." [KARAR NOKTASI 3] Tepenin zirvesine yaklaştıklarında kavanoz iyice parlamaya başladı. Yıldız artık daha canlıydı. Ege fark etti ki ışık, üçü bir aradayken en parlak halini alıyordu. Nil kavanozu açmaya hazırlandı ama tam o sırada ışık söndü. Tamamen karanlık kaldılar. Nil paniğe kapılmadı ama sesi endişeliydi: "Daha önce hiç böyle olmamıştı." Tahsin Dede sakin bir şekilde oturdu ve bekledi. Ege gökyüzüne baktı. Gökyüzündeki diğer yıldızlar da bu gece daha sönük görünüyordu. Birkaç dakika geçti. Nil kavanozu yere koydu. Ege, kavanozu seyretmeyi bırakıp gökyüzüne bakmaya devam etti. O sırada bir şey fark etti: gökyüzünde, yıldızların arasında küçük bir boşluk vardı. Tam bir yıldız sığacak kadar bir karanlık nokta. Ege bunu Nil'e gösterdi. Nil kavanoza tekrar baktığında, içindeki ışık çok hafif, neredeyse görünmeyecek kadar az yanıyordu. [KARAR NOKTASI 4] O gecenin sonunda ne olduğunu köyde herkes farklı anlattı. Kimi tepenin üstünde kısa bir parlama gördüğünü söyledi, kimi hiçbir şey farketmediğini. Ege ertesi sabah yine otlağa çıktı ve yıldızları saymaya devam etti. Gökyüzünde o boşluğun hâlâ orada mı olduğunu yoksa dolmuş mu olduğunu merak ediyordu. Nil'i bir daha görüp göremeyeceğini bilmiyordu ama cam kavanoz çimenliğin ortasında duruyordu, boş ve sessiz.
10 Dakika
0 Bölüm
7-12
Bölümler
Tamamlama Ödülleri
Bu hikayeyi bitirdiğinde kazanacakların: