Anahtar Peşinde
Güneşli ve pırıl pırıl bir Cumartesi sabahıydı. On yaşındaki Emre ve sekiz yaşındaki kardeşi Derin, salonun halısının üzerine bağdaş kurmuş oturuyorlardı. Etraflarında irili ufaklı yüzlerce ahşap parça vardı. Emre’nin Sosyal Bilgiler dersi için çok önemli bir projesi vardı: İstanbul'un tarihi simgelerinden biri olan Galata Kulesi'nin ahşap bir maketini yapmak. Derin de ona asistanlık yapıyor, plandaki numaraları bulup abisine uzatıyordu. İlk başlarda her şey çok güzel gidiyordu. Kulenin yuvarlak gövdesini tamamlamışlar, pencerelerini yerleştirmişlerdi. Emre çalışırken Derin’e okulda öğrendiklerini de anlatıyordu: "Biliyor musun Derin, Hezarfen Ahmet Çelebi kollarına taktığı kanatlarla bu kuleden uçmuş!" Derin hayranlıkla kuleye baktı. "Çok yüksek olmalı..." Ancak sıra kulenin o meşhur, sivri çatısını takmaya geldiğinde işler karıştı. Çatıyı kulenin gövdesine bağlayan küçük ahşap çentik, Emre parçayı yerleştirmeye çalışırken "Çıt!" diye kırılıverdi. Emre'nin gözleri doldu. Kırık parçayı eline aldı ve umutsuzlukla halının üzerine bıraktı. "İnanamıyorum! Bütün günümüzü verdik ve en sonunda mahvoldu. Çatı olmadan bu kule hiçbir şeye benzemez." Derin abisini teselli etmeye çalıştı. "Belki bantla yapıştırırız?" "Bant tutmaz ki, hemen düşer. Projeyi pazartesi günü okula götürmem lazım. Bu sorunun hiçbir çözümü yok, proje tamamen battı!" diye söylendi Emre kollarını kavuşturarak. Tam o sırada, elinde iki bardak taze sıkılmış portakal suyuyla dedeleri Ahmet Bey odaya girdi. Çocukların asık suratlarını görünce neler olduğunu sordu. Emre, kırılan parçayı göstererek durumu anlattı. Ahmet Dede gülümsedi, portakal sularını sehpaya bıraktı ve çocukların yanına, halıya oturdu. "Hemen pes etmeyin bakalım," dedi yumuşak bir sesle. "Unutmayın çocuklar, her kapının bir anahtarı vardır." Derin şaşkınlıkla etrafına bakındı. "Ama dedeciğim, burada kapı yok ki. Biz kule yapıyoruz." Ahmet Dede kahkaha attı. Derin'in burnuna hafifçe dokundu. "Haklısın güzel kızım. Ama bu sadece bir atasözü. Yani demek istiyor ki; hayatta karşımıza çıkan sorunlar bazen aşılmaz kocaman kapılar gibi görünebilir. Ama her kilitli kapıyı açacak bir anahtar, yani her sorunu çözecek bir yol mutlaka vardır. Yeter ki sakin kalıp o anahtarı aramayı bilelim." Emre derin bir nefes aldı. "Peki bizim anahtarımız ne dede? Çentik kırıldı bir kere." "Eğer eski çentik işe yaramıyorsa, biz de yenisini yaparız," dedi Ahmet Dede. "Hadi, etraftaki eşyalara bir mühendis gibi bakalım. Bu kırık tahta parçasının yerine ne kullanabiliriz?" Üçü birlikte düşünmeye başladılar. Derin'in aklına kalem geldi ama kalem çok kalındı. Emre ataş kullanmayı düşündü ama o da ahşabı tutmazdı. Sonra Ahmet Dede ayağa kalktı ve mutfaktan bir kürdan ile biraz ahşap tutkalı getirdi. "Kürdan tahtadandır ve tam da kırılan parçanın kalınlığında," dedi. Emre'nin gözleri parladı. Hemen işe koyuldular. Ahmet Dede, maket bıçağıyla kürdanın ucunu dikkatlice kesti. Emre kırık olan yere bir damla tutkal sürdü ve kürdanı oraya yerleştirdi. Beş dakika kurumasını beklediler. Sonunda Emre, kulenin çatısını büyük bir heyecanla gövdeye yerleştirdi. Tık! Yeni yaptıkları çentik, yuvaya tam oturmuştu. Galata Kulesi artık kusursuz görünüyordu. Emre sevinçle dedesine sarıldı. "Haklıydın dede! Gerçekten de her kapının bir anahtarı varmış. Sadece doğru anahtarı bulana kadar denemek gerekiyormuş." Derin de gururla kuleye baktı. "Benim anahtarım da bu portakal suyu olsun o zaman!" deyip bardağını diktiğinde, hepsi birden gülmeye başladılar. Emre artık biliyordu; okulda veya hayatta karşısına ne zorluk çıkarsa çıksın, sinirlenip pes etmek yerine sakince düşünmeli ve o gizli anahtarı aramalıydı.
10 Dakika
0 Bölüm
5-12
Bölümler
Tamamlama Ödülleri
Bu hikayeyi bitirdiğinde kazanacakların: